
Duygular yaşanmak için var olurlar. Ancak biz her zaman duygularımızı yaşamayız; hatta çoğunlukla onları bastırırız. Söylemek isteyip söyleyemediklerimiz, ağlamak isteyip ağlayamadıklarımız, öfkelendiğimiz halde sustuklarımız, korktuğumuz halde güçlü görünmeye çalıştıklarımız zaman içerisinde içimizde taşımaya devam ettiğimiz duygusal yüklere dönüşebilir.
Bir duyguyu bastırmak, onun ortadan kalktığı anlamına gelmez. Yaşamadığımız duygularla yüzleşmediğimizde, onları anlamlandırmadığımızda ve ifade etmelerine izin vermediğimizde aynı duygu farklı olayların içerisinde yeniden karşımıza çıkabilir. İnsanlar ve olaylar değişir ama hissettiğimiz korku, kırgınlık, öfke, değersizlik ya da güvensizlik değişmez. Böylece kendimizi hayatımızın farklı dönemlerinde aynı duygusal döngüleri tekrar tekrar yaşarken bulabiliriz.
Duygular yalnızca zihinsel deneyimler değildir; bedenimiz de onlara eşlik eder. Korktuğumuzda kalp atışımız hızlanabilir, kaygılandığımızda kaslarımız gerilebilir, yoğun üzüntü enerjimizi ve uykumuzu etkileyebilir. Uzun süre devam eden stres ve duygusal zorlanmalar çeşitli bedensel yakınmalarla birlikte görülebilir. Bu nedenle duygu, düşünce ve beden arasındaki ilişkiyi birbirinden tamamen ayrı değerlendirmek mümkün değildir.
EFT – Emotional Freedom Techniques (Duygusal Özgürleşme Teknikleri), kişinin yaşadığı ya da geçmişte yaşayamadan bastırdığı duyguyla yüzleşmesine ve bu duygunun kendisinde oluşturduğu olumsuz tepkiyi dönüştürmesine yardımcı olmak amacıyla kullanılan bir tekniktir. “Tapping” olarak da bilinen uygulamada kişi belirli bir duyguya, olaya, anıya ya da korkuya odaklanırken yüz ve beden üzerindeki belirli noktalara parmak uçlarıyla hafif vuruşlar yapar.
EFT’de amaç duygudan kaçmak ya da onu yok etmek değildir. “Korkmuyorum”, “üzülmüyorum”, “kızgın değilim” diyerek var olan duygunun üzerini örtmek yerine önce o duygunun varlığını kabul etmek gerekir. Çünkü dönüştürebilmek için önce ne hissettiğimizi görebilmemiz, onunla temas edebilmemiz ve yüzleşebilmemiz gerekir.
Çalışma sırasında yalnızca duygunun adı değil, o duygunun kişide oluşturduğu hisler ve çağrışımlar da takip edilir. Öfkenin arkasından kırgınlık, kırgınlığın arkasından değersizlik, korkunun arkasından geçmişte yaşanmış bir deneyim ortaya çıkabilir. Bugün yaşanan bir tepkinin geçmişte hangi olayla, hangi düşünceyle ya da hangi duyguyla bağlantı kurduğu görüldükçe, kişinin yıllardır taşıdığı duygusal yük de daha anlaşılır hale gelir.
EFT özellikle korkular ve fobiler üzerinde çalışırken kullanılabilen yöntemlerden biridir. Fobisi olan kişi çoğu zaman korkusunun mantıksal olmadığını zaten bilir. Uçaktan korkan bir insana uçağın güvenli olduğunu anlatmak ya da köpekten korkan birine karşısındaki köpeğin ona zarar vermeyeceğini söylemek korkuyu ortadan kaldırmaya yetmeyebilir. Çünkü korku yalnızca düşüncede değil, duygu ve beden tepkisinde de yaşanmaktadır. EFT, kişinin bu tepkiyle doğrudan çalışmasına yardımcı olabilir.
Aynı durum hayatımızda tekrar tekrar yaşadığımız bazı döngüler için de geçerlidir. Farklı insanlarla benzer ilişkiler yaşamak, aynı noktada geri çekilmek, reddedilmekten yoğun biçimde korkmak, kendimizi sürekli değersiz hissetmek ya da belirli durumlarda hep aynı tepkiyi vermek, geçmişten taşınan bir duygu veya öğrenilmiş bir tepkiyle bağlantılı olabilir. EFT bu bağlantının fark edilmesi ve onun oluşturduğu duygusal tepkinin değişmesi üzerinde çalışmak için kullanılabilir.
Bir duygunun yoğunluğunun azalması, o duyguyu oluşturan bütün psikolojik yapının da ortadan kalktığı anlamına gelmez. Duygu boşalabilir ancak onu oluşturan düşünce, inanç veya davranış biçimi devam edebilir. Bu nedenle EFT’yi yalnızca belirli noktalara vurularak duygunun boşaltıldığı mekanik bir uygulama olarak görmek yeterli değildir. Duygunun neden oluştuğunu, neyle beslendiğini ve kişinin yaşamındaki hangi örüntünün parçası olduğunu anlamak da sürecin önemli bir bölümüdür.
Geçmişte yaşanan bir olayı değiştiremeyiz ancak o olayın bugün bizde oluşturduğu duygusal tepki değişebilir. Bir deneyimi hatırladığımızda yıllar önce hissettiğimiz korkuyu, öfkeyi, suçluluğu ya da kırgınlığı aynı yoğunlukta taşımaya devam etmek zorunda değiliz. EFT’nin amacı da yaşanmamış veya geçmişten bugüne taşınmış duyguyla yüzleşerek, onun üzerimizde oluşturduğu olumsuz etkinin daha sağlıklı bir duygu ve tepkiye dönüşmesini desteklemektir.
Her duygusal sorun bastırılmış bir duygudan kaynaklanmadığı gibi, her fiziksel rahatsızlığın nedeni de psikolojik değildir. Bu nedenle EFT gerekli psikolojik veya tıbbi değerlendirme ve tedavilerin yerine kullanılmamalıdır. Özellikle travmatik deneyimlerde ortaya çıkan duyguların kişinin taşıyabileceği bir hızda ve güvenli bir terapötik süreç içerisinde ele alınması önemlidir.
Duygularımızdan kurtulmamız gerekmez. Onları yaşamamız, anlamamız ve gerektiğinde dönüştürmemiz gerekir. Çünkü yaşanmayan duygu kaybolmaz; hayatımızın başka bir yerinde yeniden karşımıza çıkabilir.
Terapi süreci kişinin ihtiyaçları, yaşadıkları ve ulaşmak istediği değişim doğrultusunda şekillenir.
Görüşmeler güven, mahremiyet ve mesleki etik çerçevesinde yürütülür.
Terapi süresi ve görüşme sıklığı kişinin ihtiyacına ve ele alınan konuya göre değişebilir.
Web sitesi trafiğini analiz etmek ve web sitesi deneyiminizi optimize etmek amacıyla çerezler kullanıyoruz. Çerez kullanımımızı kabul ettiğinizde, verileriniz tüm diğer kullanıcı verileriyle birlikte derlenir.