
Ho’oponopono anlatılamaz, yaşanır derdim; ancak burada genel olarak anlatmam iyi olur. Çünkü öyle derin ve güçlü bir felsefedir ki hakkında her şeyi anlatmak istesem ansiklopedi yazmam gerekir.
Ho’oponopono’nun kökleri Hawaii kültüründeki uzlaşma, ilişkileri onarma, sorumluluk alma ve bozulan dengeyi yeniden kurma anlayışına dayanır. Geleneksel uygulamalar aile ve topluluk içinde konuşmayı, yüzleşmeyi, bağışlamayı ve ilişkilerde oluşan sorunların çözümlenmesini içeren bir süreçken, bugün dünyada yaygın olarak bilinen bireysel Ho’oponopono uygulamaları bu anlayışın zaman içerisinde geliştirilmiş modern yorumlarını da içerir.
Ho’oponopono’nun merkezinde insanın dikkatini sürekli dışarıya yöneltmek yerine kendi içine çevirmesi vardır. Çünkü başka insanların davranışlarını, geçmişte yaşananları ya da hayatın karşımıza çıkardığı her koşulu değiştiremeyiz. Ancak yaşadıklarımızın bizde oluşturduğu öfkeyi, kırgınlığı, korkuyu, suçluluğu, değersizlik duygusunu ve yıllar boyunca taşıdığımız düşünce biçimlerini fark edebiliriz.
Buradaki sorumluluk anlayışı suçluluk değildir. Bir insanın bize yaptığı şeyin sorumluluğunu üstlenmekten de söz etmiyoruz. Başkasının davranışının sorumluluğu ona aittir. Bizim sorumluluğumuz, yaşanan olayın bugün içimizde neye dönüştüğünü görebilmek ve artık taşımak istemediğimiz kısmıyla ne yapacağımıza karar verebilmektir.
Bu nedenle Ho’oponopono’da soru yalnızca “O bana neden bunu yaptı?” değildir. “Bu yaşanan bende ne oluşturdu?”, “Ben bugün hâlâ ne taşıyorum?”, “Bu deneyim kendim, insanlar ve hayat hakkında bana ne öğretti?” ve en önemlisi “Bunun hangi kısmını değiştirebilirim?” soruları insanı kendi iç dünyasına götürür.
Ho’oponopono denildiğinde en çok bilinen dört ifade; “Özür dilerim, lütfen beni affet, teşekkür ederim, seni seviyorum” sözleridir. Ancak Ho’oponopono’yu yalnızca bu dört cümleyi tekrar etmek olarak görmek, çok büyük bir felsefeyi dört cümleye sığdırmaya çalışmak olur. Kelimeler birer araçtır; asıl mesele o kelimelerin insanın içinde nereye dokunduğudur.
İnsan inanmadığı bir cümleyi yüzlerce kez söyleyebilir ve hiçbir şey değişmeyebilir. Bu nedenle kullanılan ifadelerin kişinin yaşadığı konuya, taşıdığı duyguya ve değiştirmek istediği içsel bağlantıya temas etmesi önemlidir. Kırgınlık üzerinde çalışırken kullanılan cümlelerle değersizlik, korku, ilişki, para, başarı, beden ya da suçluluk üzerinde kullanılan cümlelerin aynı olması gerekmez. Önce neyin üzerinde çalıştığımızı anlamamız, sonra sözümüzü doğru yere yöneltmemiz gerekir.
Affetme kavramı da Ho’oponopono içerisinde çoğu zaman yanlış anlaşılır. Affetmek yapılanı doğru bulmak, unutmak, zarar veren kişiyi yeniden hayatımıza almak ya da sınırlarımızdan vazgeçmek değildir. İnsan birini affedebilir ve onunla bir daha görüşmemeyi seçebilir. Yaşananın yanlış olduğunu düşünmeye devam ederken, o olayın yarattığı duygusal yükü hayatının geri kalanında taşımamayı da seçebilir.
Ho’oponopono’nun en güçlü taraflarından biri insanın kendisiyle kurduğu ilişkiye de yönelmesidir. Başkalarına söylediğimiz sözlerden çok daha ağırlarını kimi zaman kendimize söyleriz. Kendimizi suçlar, geçmişte verdiğimiz kararlar nedeniyle cezalandırır, yapamadıklarımızı yıllarca önümüze koyar ve fark etmeden kendi içimizde sürekli devam eden bir hesaplaşmanın içinde yaşarız. Ho’oponopono yalnızca başkalarıyla olan bağlarımızı değil, insanın kendisiyle arasındaki bu bağı da ele alabilir.
Kırgınlıklar, öfke, suçluluk, kendini affetme, özdeğer, korkular, ilişkilerde tekrar eden örüntüler ve kişinin kendisiyle kurduğu iç iletişim üzerinde çalışırken Ho’oponopono’dan yararlanılabilir. Amaç insanın bütün olumsuz duygularını ortadan kaldırmak ya da hayatında yalnızca güzel şeylerin olmasını sağlamak değildir. Yaşadığımız duyguyu anlamak, onun nereden geldiğini görmek ve artık bize hizmet etmeyen düşünce ve duygusal yüklerle ilişkimizi değiştirebilmektir.
Ho’oponopono bilimsel olarak standartlaştırılmış bir psikoterapi yöntemi değildir ve gerektiğinde psikoterapinin ya da tıbbi tedavinin yerine kullanılmamalıdır. Benim yaklaşımımda kişinin kendi iç dünyasını, taşıdığı duyguları, düşünce biçimlerini ve yaşamında tekrar eden bağlantıları fark etmesine yardımcı olabilecek tamamlayıcı yöntemlerden biridir.
Geçmişte olanı değiştiremeyiz. Başka bir insanın ne düşüneceğini, ne hissedeceğini ya da ne yapacağını da belirleyemeyiz. Fakat yaşadıklarımızdan bugüne ne taşıdığımızı, kendimize ne söylediğimizi, hangi duygunun içinde kalmaya devam ettiğimizi ve bundan sonra onunla ne yapacağımızı değiştirebiliriz.
Ho’oponopono’nun yaptığı şey tam olarak budur.
Terapi süreci kişinin ihtiyaçları, yaşadıkları ve ulaşmak istediği değişim doğrultusunda şekillenir.
Görüşmeler güven, mahremiyet ve mesleki etik çerçevesinde yürütülür.
Terapi süresi ve görüşme sıklığı kişinin ihtiyacına ve ele alınan konuya göre değişebilir.
Web sitesi trafiğini analiz etmek ve web sitesi deneyiminizi optimize etmek amacıyla çerezler kullanıyoruz. Çerez kullanımımızı kabul ettiğinizde, verileriniz tüm diğer kullanıcı verileriyle birlikte derlenir.