
Tanınmış bir kristal enerji uzmanı olarak —ki bu konuda mütevazı olamayacağım— kristallerle 35 yıldır çalıştığım; kristallerin gemolojiden astrolojiye, Feng Shui’den sağlığa kadar çok farklı alanlardaki kullanımları üzerine uzmanlaştığım için bu konuda keskin ve net konuşmanın hakkımdır: Taşlar şifa araçları değildir. Şifanın kaynağı ve geldiği yer bellidir. Kristal terapide, doğal taşları birer şifa kaynağı olarak değil, terapi sürecinde kullanılan enerji destekleri olarak ele alırım.
Kristal terapiyi anlamak için önce doğal taşın ne olduğunu anlamak gerekir. Kristalize olmuş doğal materyaller belirli fiziksel ve kimyasal yapılara sahiptir; kristal terapi alanında yalnızca değerli ve yarı değerli taşlardan değil, tuzlar ve bazı metaller gibi farklı mineral yapılardan da yararlanılabilir. İnsan bedeni de su, organik bileşikler ve çeşitli mineral elementlerden oluşan biyolojik bir sistemdir. Kalsiyum, fosfor, magnezyum, sodyum, potasyum, demir ve çinko gibi elementler organizmanın normal işleyişinde önemli görevler üstlenir.
Bu nedenle benim uyguladığım kristal terapinin çıkış noktası “Bu taşı avucuna al, dileğini söyle, taşı kodla” değildir. Taşların insanın dileklerini gerçekleştirdiği, yalnızca inanıldığı için belirli sonuçlar oluşturduğu veya bir kristale sözcüklerle program yüklenebileceği düşüncesi kristal terapi anlayışımın temelini oluşturmaz.
Kristal terapide taşı öncelikle madde olarak ele alırım. Mineral yapısı, kristal sistemi, yoğunluğu, ısı iletimi ve depolaması, yüzey özellikleri, bulunduğu ortamla fiziksel etkileşimi ve uygulamada nasıl kullanılacağı önemlidir. Fizik, kimya ve biyolojiye ait kavramlardan yararlanırken bunlarla geleneksel kristal inanışlarını birbirine karıştırmamak gerekir.
Bunun en tanıdık örneklerinden birini aslında hayatımız boyunca deneyimlemişizdir. Hamamda mermer göbek taşının üzerine uzandığımızda yalnızca “bir taşa” yatmayız. Mermerin ısınması, ısıyı iletmesi ve bedenimizin sıcak yüzeyle temas etmesi fiziksel bir deneyim oluşturur. Benzer şekilde spa uygulamalarında kullanılan doğal taşların ısıtılması ve bedene uygulanması da taşın fiziksel özelliklerinden yararlanılan bir yöntemdir. Burada etkinin ortaya çıkması için taşa inanmanız gerekmez.
Kristal terapi de doğal materyallerin özelliklerinden yararlanması bakımından bu örneklerle benzer bir düşünceye sahiptir; ancak birkaç sıcak taşı bedenin üzerine yerleştirmekten ibaret değildir. Hangi kristalin kullanılacağı, nerede kullanılacağı, uygulamanın süresi, kişinin özellikleri ve üzerinde durulan konuya göre değerlendirilir. Bu nedenle aynı taşın herkese aynı biçimde uygulanması şeklinde standart bir reçeteden söz etmiyorum.
Kristallerin düzenli yapıları fizik açısından da ilgi çekicidir. Bazı kristaller basınç altında elektriksel potansiyel oluşturabilen piezoelektrik özellikler gösterirken, bazıları sıcaklık değişimine farklı fiziksel tepkiler verir. Kuvarsın elektronik sistemlerde kullanılmasının nedeni de ona yüklenen mistik bir anlam değil, ölçülebilir fiziksel özellikleridir. Kristal dediğimiz materyalin kendine özgü yapısı ve maddeyle etkileşimi gerçektir; kristal terapinin bilimsel olarak kanıtlanmış tıbbi bir tedavi olduğu sonucu ise buradan çıkarılamaz.
Kristal terapi içerisinde enerji kavramını kullanırken de bu ayrım benim için önemlidir. Fizikte enerji tanımlanabilir ve ölçülebilir bir kavramdır. Kristal terapide kullanılan “enerji takviyesi” ifadesi ise tıbbi olarak kanıtlanmış bir enerji aktarımı iddiasıyla aynı şey değildir; uygulamanın bütününü ve kişinin deneyimini tarif eden tamamlayıcı bir yaklaşım olarak ele alınmalıdır.
Kristal terapi bir hastalığı teşhis eden ya da tıbbi olarak tedavi eden yöntem değildir. Psikolojik veya tıbbi tedavilerin yerine geçmez. Benim yaklaşımımda taş, mucize gerçekleştiren bir nesne de değildir; kişinin yerine hiçbir şey yapmaz.
Kristal terapide mesele taşa inanmak değildir. Taşın ne olduğunu, hangi özelliklere sahip olduğunu, hangi koşullarda nasıl kullanılacağını bilmek ve kişiye uygun biçimde uygulamaktır. Çünkü kristal terapi, taşa dilek yüklemek üzerine değil; kristalize olmuş doğal materyallerin özelliklerinden yararlanmak üzerine kuruludur.
Terapi süreci kişinin ihtiyaçları, yaşadıkları ve ulaşmak istediği değişim doğrultusunda şekillenir.
Görüşmeler güven, mahremiyet ve mesleki etik çerçevesinde yürütülür.
Terapi süresi ve görüşme sıklığı kişinin ihtiyacına ve ele alınan konuya göre değişebilir.
Web sitesi trafiğini analiz etmek ve web sitesi deneyiminizi optimize etmek amacıyla çerezler kullanıyoruz. Çerez kullanımımızı kabul ettiğinizde, verileriniz tüm diğer kullanıcı verileriyle birlikte derlenir.